HABER AFŞİN BEY
HABER AFŞİN BEY
AFŞİN FLAŞ HABER MERKEZİ HABER SİTESİ

HALİL ÖMER ÇOŞKUN YAZDI.

PARTİCİ VE PARTİZAN DİN GÖREVLİLERİ



“Dün Taksim Cihangir Camii’nde namaz kıldık ama kılmaz olaydık. … Cami imamı Ali Babacan’ın bombalıyordu. Yeni parti kuracakmış da, Amerikan ağzıyla konuşuyormuş da. Cumhurbaşkanımızı indirmek için birer proje olarak ortaya çıkmış. Vallahi bizleri camiden ve namazdan soğuttular.”

“Camiyi terk edenler değil, insanlar camiyi boşalttı. Beka sorunundan bahsediyordu. Sana hangi caminin olduğunu söyleyebilirim.”

“Benim namaz kıldığım camide imam yeni partiye yüklendi, Cumhurbaşkanımızın dediği gibi ümmeti parçalamayalım dedi.”

“On üç yaşındaki kardeşim camiyi a haber mi izliyoruz, miting mi dinliyoruz deyip çıktı.”

“Valla ben de Kars’tayım hutbede siyaset olunca namazdan çıktım.”

* * *

Yukarıdaki ifadeleri bir sosyal medya hesabından aldım. Dün kılınan Cuma namazı sırasında vaiz veya imamların verdikleri vaiz veya hutbeler kastediliyor ve camide siyaset yapıldığı vurgulanıyor.

(Yazdıklarımı takip edenler farkına varmışlardır. Sosyal medyadan çok seyrek alıntı yaparım. Paylaşılan yazıların asparagas (şişirme veya uydurma), fotoğrafların da montajlı olabileceğini her zaman dikkate almışımdır.

Ama yukarıdaki ifadelerdeki durumlarla; şurada, burada görevli din görevlilerinin benzer tutumlarına herkes gibi ben de şahit olduğum ve çok dinlediğim için uydurma olduklarına ihtimal vermeden buraya aldım.)

Zaman, zaman din görevlilerinin -maalesef- gırtlaklarına kadar siyasete bulaştıklarını yazdım. Bunun da bireysel bir durum olmadığını, bu görevlilerin bağlı bulunduğu teşkilatının büyük ölçüde siyasete bulaştığını anlattım.

Bundan hareketle ve biraz da abartıyla, bu görevlilerin mensup olduğu teşkilâtı “Diyanet İşleri Partisi” olarak nitelediğim olmuştur. Bu nitelemede de ısrarlıyım. Bütün Türkiye'nin tanık olduğu çok örnek olay var.

* * *

Ne denilirse denilsin, kim derse desin; bu ve benzer haberlere peşinen inanmama eğiliminde olan çok kimse var. Bu durumda olan kimseler için; yer ve camii belli olan ama isimlerini belirtemeyeceğim bir olay veya durum anlatayım. Yazdıklarımdan neresi ve hangi cami olduğunu bilebilecek olanlar çıkacaktır.

Bir il’e bağlı bir ilçede bir cami vardır ve bu camide iki tane imam görevlidir. (Belki birisi müezzindir ama bana olayı nakleden arkadaşım ikisi de imam diyor.) Bu iki imam da çoğunlukla sabah ve yatsı namazlarını kıldırmaya gelmezler. 
Buna gerekçe olarak mesailerinin bittiğini gösterirler.

Diğer namazlarda da farz namazı kıldırdıktan sonra çoğunlukla sünnetleri kılmadan ve dua etmeden camiden çıkarlar. Bu durum cemaatle imamların arasında birçok kere tartışmalara sebep olur. Hatta bu tartışmaların yumruklaşmaya kadar gittiği bile olur.

Çok sayıda tartışmadan sonra cemaatten bazı kimseler durumu anlatmak ve şikâyet için ilçe müftüsüne giderler. Müftü olayı dinledikten sonra özetle; “bu iki imamın şu, şu siyasetçilere sırtını dayadığını, başka camilerde görevli başka imamların da benzer durumda olduklarını, bunlara gücünün yetmesinin mümkün olmadığını” anlatır.

Müftü ayrıca, “ben daha evvel memleketime yakın bir ilçede görev yapıyordum. Buna benzer görevlilerle uğraştığımdan dolayı memleketimden çok uzak bir yere, ta Trakya’ya tayinimi çıkardılar. Şimdi burası oraya göre nispeten memleketime yakın sayılır, ben yeniden başımı belaya sokamam” mealinde konuşur.

Müftü devamla, “ilçede bu durumda şu kadar imam ve müezzin var. Hepsi de 3600 ek göstergenin çıkmasını bekliyorlar. Benim bunlara gücüm yetmiyor, en ufak bir şey söylenildiğinde hemen siyasetçileri üstümüze gönderiyorlar” der.

Müftüye giden cemaatten bir ehli dil kimse sonunda dayanamaz ve “hocam bize Müslüman bir imam verin” der.

“Müslüman imam” ifadesi ne kadar acı bir ifade?

* * *

Bizim gibi söz ve yaptırım gücü sıfıra müncer, zurnanın son deliği bile olamayacak kimselerin sözünün bir kıymeti harbiyesi olmaz, bunu biliyorum ama yine de bir Müslüman olarak söyleyeyim. Hiç olmazsa üzerimdeki vebal kalkmış olur.

Şimdi, genelleme yapmadan ve doğrudan böyle yapanları muhatap ve hedef alarak söylüyorum.

İktidara mensup her kademeden siyasetçiler:

Din görevlilerini partilerinin “doğal” mensubu olarak görmekten ve camileri kendilerine ait propaganda merkez ve mekânları olarak görmekten vazgeçmelidirler.

Söylem ve davranışlarıyla, siyasetin bulaştığı ve siyasete bulaşan din görevlilerini korumaya çalışmamalıdırlar.

Her kademeden din görevlileri, kendilerini iktidarın mensup ve militanı olarak görmekten, siyasetçiler ve iktidarın propagandasını yapmaktan, vaiz ve hutbelerinde siyaset yapmaktan vazgeçmelidirler.

Siyasetçi ve din görevlilerinin, “dini minberden yıkmak” anlamına gelecek sakat ve çarpık söz ve davranışları ancak İslam düşmanlarının ekmeğine yağ sürmek anlamına gelir.

Bir Müslüman vatandaşın müftüye; “hocam bize Müslüman bir imam verin” diye haykırmasına sebep olmanın vebalini hiç kimse kaldıramaz.

Bu işlerin sonunda Allah’ın vurduğu sillenin sesi ta Çin’den, Maçin’den duyulur…

 
HABER AFŞİN BEY Bu web sitesi ücretsiz olarak Bedava-Sitem.com ile oluşturulmuştur. Siz de kendi web sitenizi kurmak ister misiniz?
Ücretsiz kaydol