ÜNNÜLER



AFŞİNLİ ÜNLÜ BİR TİYATRO VE DİZİ SANATÇISI KEMAL TIRAŞ'I BİLİYORMUSUNUZ?

TÜRKİYE'MİZİN ÜNLÜ NEYZEN SANATÇISI EYYÜP HAMİŞ'İN AFŞİNLİ OLDUĞUNU BİLİYORMUYDUNUZ?

DÜNYA HALK OZANI MAHSUNİ ŞERİF ŞAİR YEMLİHA ERTEKİN'İ ANLATIYOR.
AFŞİN’Lİ YEMLİHA ERTEKİN
Önce Afşin hakkında bir şeyler söylemek geldi içimden... Afşin, bugünkü tarih bilimine, yazılı belgelere göre, Büyük Selçuklu Devleti’nin önemli iki büyük komutanından birinin adıdır. XI. yüzyılda yapılan bizans seferlerinin önemli bir bölümü, Malatya ve Kayseri arası topraklarda geçer. Selçuklu hükümdarı Alparslan’a karşı ayaklanan şehzade Elbasan’ı (Elbasgan) sığındığı Bizans’ta yakalamak için bugünkü Elbistan toprakları hududu içinde bulunan o günkü Efesos halkını ve kalelerini diğer komutan Gümüştekin ile birlikte zapt eder ve zapt ettiği bu tarihi şirin bölgenin adını Afşin olarak değiştirir, 1067. Bu olaydan sonra da aynı komutan Malazgirt savaşına katılır. Bizans’ın yenilmesinde çok büyük görevler alır, 1071.
Ayrıca Afşin, kutsal kitapların da önemli bir konusudur. İslam öncesi, hatta İsa öncesi yaşamda var olduğu kaydedilen Yedi Evliya (Yedi Uyurlar) yine bu topraklarda yaşamışlardır.
Anadolu’da kent geleneklerinde mutlaka alışılmış bir insan isminin çokluğuna rastlanır. Örnek olarak nasıl ki; Erzurum’da Dadaş, Maraş’ta Ökkeş, Ege’de Efe, Antep’te Memik, Çorum’da Satılmış isimleri birer simge ise bizim Afşin’de de Yemliha isminin çokluğuna rastlanır. Bizim diyorum çünkü ben de bu kutsal topraklarda doğdum, ben de Afşin’liyim. Yemliha’nın çok olmasının nedeni de yukarda açıkladığım Yedi Uyurların en büyüklerinin adının Yemliha olmasıdır.
Afşin ayrıca literatör olarak, Anadolu geleneksel yapısının hiç değişmeyen sevecen, çalışkan, yiğit, cömert ve ülkesine inançlarına çok sadık da bir halk kümesinin adıdır. Türk Halk Edebiyatı’na imzası geçmiş Hafız Rahmiler, Şair Hayatiler, Beyazit Mahrumi, Osman Dağlı, Mahzuni, İbret-i Kul Hasan, Kul Hamit, Kul Hüseyin, Fezali, Aladeli gibi etkin değerlerle; Türk güreş sporunda Ali Yücel, Bekir Büke, Hacı Sayan, Kara Memet, Durmuş Kul, Cuma Bülbül gibi milli isimler yer alırken; ziraat alanlarında bağcılıkta, bahçecilikte çok ünlüdür Afşin. Özellikle, türk termik teknolojisinde (Afşin-Elbistan) termik santralleri dünyaca ünlüdür. Kısacası Şair Yemliha Ertekin böylesine mümtaz bir toprağın adamıdır.
İngiliz devrimci yazın adamı George Thomson, şiir sanatı isimli eserinde, şiirin evrimsel kökenini işlerken bugünkü modern şiirin yaratılmasında ana kaynağın halk şiir olduğunu söylemektedir. Anadolu, Orta Asya, Yunanistan ve İrlanda topraklarında halk şiirinin önemini yitirmediğini ve giderek süreç içinde ne kadar devrimcileştiğini de kanıtlar. Buna örnek olarak Kırgızlı Büyük Ozan Jumbold’dan bahseder. Jumbold’un bugün yarım milyon şiiri vardır. İşte biz de Anadolu’da bilinmeyen değerlerimizde kimbilir kaç yarım milyon şiirler vardır. Yemliha Ertekin bugün gövdesi görülen Mahzuni Şerif’lik binasının temelinde yatan en büyük veren sağlam taşlardan biridir.
O’nu yaklaşık 45 yıl önce kendi ilçem Afşin’de tanıdım. o günlerde Türkiye’de yaşanan kısır mezhep çelişkileri içinde özellikle de Afşin gibi inanç ve geleneklerine çok katı bağlılıklar taşıyan bir toplumda mantığın, sağduyunun ve vicdanın bütün anlamını yüreğinde taşıyan bu zat, benim objektif bakışımı geleceğime hazırlayan en geçerli ustadır. İnanın ne şiirlerin ne de attığım mızrap üzerinde gözle görülür bir öğüdü tavsiyesi olmamıştır. Ancak, edindiğim bütün tasavvuf ve felsefik pesrpektifimin tabii akışlarının tümü onun pınarından sulanmış, insan sevmenin, merhametin, insan hukukuna olan riayetin tümünün Yemliha Ertekin ve O’nun dostları olan Şakir ve Cırık Babalar’dan aldığımı itiraf etmek isterim.
Bana göre o günden bu dakikaya kadar, Yemliha Ertekin bilinmeyen bir kutsal sır olarak kalmıştır. Elbette ki böyle bir değerin övülmeye hiç de ihtiyacı yoktur, ama halkımızın ilerde nice değerler yaratan bir değer hakkında bilgi sahibi olması özlemiyle bunları yazdım.
Neler mi öğrendim Ertekin’den: dinler ve toplumlar arası etik yapının, insan hukukunun adresleridir, onlara saygı duymak insana zarar getirmez; mezhepleri insan sevgisinin bölünmez sebebi saymak, mezhepler içinde insan hakkına tecavüz etmek, insanı bölmek, sömürmek bir zuldür, günahtır, bir ayıptır, bir yasaktır; kendisine önem vermeyen zevat, ailesine, toplumuna, devletine ve hatta dünyanın insanlığına önem vermez, o bir yalancıdır; mantığında insan sevgisi taşımayan insanın Tanrı ve ibadet bilincindeki nitelik zayıftır, inandırıcı değildir; hangi dinden olursa olsun insanlar hakkın dilinden konuşurlar; hangi din olursa olsun hiç bir Peygamber’e ait değildir; dinler özünde taşıdıkları en büyük ustanın eseridir.
Bu saydıklarım, öğrendiklerimin ancak yüz veya iki yüzde biri olabilir. Yaptığım onbinlerce eserde hep bu öğretiyi taşıdım. Söylediğim gibi isimsiz bir pınarın suyunun soğukluğunu gösterdim. Şimdi o pınarın adını da söylemek istedim. O’nun adı Yemliha Ertekin’dir. İlk yapıtı itibariyle O’nu kutluyor, O’na başarılar diliyor, O’nun ellerinden saygıyla öpüyorum.
Mahzuni Şerif